Açık ve Sınırsız

Doğa – Hikaye | Müberra Buğlem Bozkurt

Dünya keşfine çıkmıştım. Doğanın güzelliklerini arıyordum. Etrafımda çeşitli desenler vardı. Doğanın güzelleri karşısında uykuya daldım. Rüyamda bir ormanda tombul bir ağacın altındaydım. Ağaçların üzerinde, çiçeklerin yapraklarında ve nehirlerde birçok rengarenk desenler vardı. Güneş bana gülümsüyordu. Her şey çok güzeldi. Hayalimdeki yerlerdi bu güzellikler. Havası o kadar temizdi ki oksijeni içime çekip çekip rahatladım. O sırada bir baykuş çıkageldi. Anlam veremediğim bir tebessüm vardı baykuşta. Baykuş beni yanına çağırdı, yanına gittim. Buraları anlatmaya başladı. Baykuş: Bu desenler ne demek sen biliyor musun? diye döndü bana. Ben başımı iki yana salladım, bilmediğimi belirttim.

Baykuş: Bu desenler doğanın birer sembolleri. Desenlere dokununca çeşitli ögeler beliriyor. Bu desenler paylaşmayı, anlamayı ve birçok davranışı yansıtıyor. Ormanda yasayan canlılar arasındaki dostluğu artırır bu semboller, dedi. Doğa sadece meyve, sebze, yeşilliklerden oluşmuyordu. Doğada, ormanda   yasayan birçok   canlı   vardı. Yaşamak için çaba gösteriyorlardı. Bir ses geldi ve açtım gözlerimi. Meğerki     bir rüya içindeymişim. Bu rüyadan anladım ki doğamız çok   çok önemliydi. İçindeki canlıların değerini bilmeliydik, korumalıydık.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir