Açık ve Sınırsız

Elektrikli Araçlar – Ege G.

Yakın gelecekte fosil yakıtların tükenecek olması ulaşımda fosil yakıtlara bağımlı olan insanoğlunun elektrikli araçlara yönelimini son yıllarda hızlandırmıştır. Çevreci bakış açısının gün be gün yayılması ve daha geniş kitleler tarafından ses bulmasına ilaveten küresel ısınma ve fosil yakıtların azalması gibi insan hayatını ciddi ölçüde etkileyecek etmenler yeni teknoloji arayışında elektrikli araçların en büyük destekçisi olmuştur.

Günümüzde hızla yaygınlaşan elektrikli araçların tarihi aslında içten yanmalı motorlu araçlarınkinden daha eskiye dayanıyor. İlk Elektrikli Araç modeli Profesör Straitingh tarafından 1835 yılında Hollanda’da geliştirildi. 1890’lı yıllarda Avrupa ve Amerika’da şirketler elektrikli araç üretip satmaktaydı. Hatta 1900’lerin başında Amerika’daki elektrikli araç sayısı benzinli araç sayısından fazlaydı. Karayolu uzunluklarının az olması elektrikli araçların menzillerini zorlamadığı için bu yıllarda elektrikli araçlar oldukça yaygınlaşmıştır. Ancak 1909 yılında FORD firması tarafından seri üretime geçen içten yanmalı motorlu araçların yaygınlaşması elektrikli araçlar için sonun başlangıcı olmuştur. Çünkü, elektrikli araçların maliyetinin diğer araçlara göre 3 kat pahalı olması, yeni karayollarının yapılması ile uzak mesafelere seyahatin gerekmesi, yakıt ikmalinin hızlı yapılamaması ve diğer araçlara göre yüksek hızlara ulaşamaması gibi sebeplerden dolayı elektrikli araçlar içten yanmalı motorlu araçların gölgesinde kalmıştır. Bunun sonucu olarak 1960’lı yıllara kadar elektrikli araçlar karayolu taşımacılığında unutulmuştur.

1960’lı yıllarda fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinin artması elektrikli araçları yeniden gündeme taşımış ancak çalışmalar sınırlı kalmıştır. 1970’lerin ortalarında yaşanan petrol krizi, petrol üreticisi olmayan pekçok ülkenin elektrikli araç araştırmalarına tekrardan hız vermesini sağlamıştır. 1980’li yıllarda hükümetler elektrikli araçların çevre dostu olmaları nedeniyle bu araçlara karşı duyulan ilgiyi artırmaya ve resmi kaynaklardan ekonomik destek vermeye başlamışlardır. Elektrikli araçların asıl gelişimi 1990’dan sonra yeni gelişen batarya teknolojileri ile olmuştur. 1997 yılında Toyota firması ilk hibrid aracını piyasaya sürmüştür. Bu araç tüketicilerin beklentilerine büyük oranda cevap vermiş ve böylece ilk büyük ölçekli seri üretim elektrikli araba olma unvanını kazanmıştır.

Elektrikli araçların yeniden popülerliğini kazanmasını sağlayan asıl gelişme, 2006 yılında küçük bir Silikon Vadisi girişimi olan, Tesla Motors’un, tek bir şarjla 300 km’nin üzerinde yol alabilen bir elektrikli spor otomobil üretmeye başlayacağını duyurmasıydı. 2008 yılında Tesla Roadster’ı satışa sundu. Ardından Model S, Model X ve son olarak Model 3 ile uygun fiyatlı, uzun mezilli aracıyla elektrikli otomobilin tüm sorunlarını zaman içerisinde çözmüş oldu. Tesla ve diğer elektrikli otomobil üreticilerin yaptığı güzel işler sayesinde 1905’te olduğu gibi yeniden elektrikli otomobil isteyen insanlar ortaya çıktı. Günümüzde hemen  hemen neredeyse tüm markaların mutlaka bir elektrikli araç modeli bulunmaktadır.

Elektrikli otomobillerin çalışma prensibine bakacak olursak, bir elektrik motoru ile hareket sağlanan her türlü tekerlekli araçlar akla gelir. Bu araçlarda bataryadan alınan elektrik enerjisi bir elektrik motoru ile mekanik enerjiye çevrilir. Bu mekanik enerji araç üzerindeki tahrik organları yardımıyla tekerleklere aktarılarak hareket sağlanır. Elektrikli araçların temel parçaları; enerji depolama için batarya, tahrik sistemi için elektrik motoru, jeneratör, mekanik iletim ve güç kontrol sistemleridir. Elektrikli araçlarda tahrik sistemi, sadece elektrik motorundan veya hem elektrik hem de içten yanmalı motordan beslenebilir. Bu parçaların farklı yollarla ve farklı sistemlerde kullanılmasıyla 2 tür elektrikli araç geliştirilmiştir.

Bunlardan ilki Hibrid elektrikli araçlardır. Hibrit elektrikli araçlarda hem elektrik motoru hem içten yanmalı motor bulunur. Genellikle düşük hızlarda, yoğun trafikte elektrik motoruyla hareket sağlanırken yüksek hızlarda içten yanmalı motor devreye girer. Bu esnada araçta bulunan küçük batarya içten yanmalı motorla şarj edilir. Bazı hibrit araçlar fişe takılarak şarj edilebilirken bazıları sadece içten yanmalı motora bağlı dinamoyla şarj olur

İkinci grup araçlar ise elektrikli araçlardır. Bu tür araçların, içten yanmalı motorları olmayıp tamamıyla elektrik enerjisi ile çalışan motorlar ile tahrik edilirler. Bataryalarının  menzillerinin sonunda yeniden yola devam edebilmesi için şarj edilmesi gerekir. Günümüzde elektrikli araçların menzilleri en çok 450-500km’ye kadar çıkmıştır. Elektrikli araçların menzillerini ve tercih edilebilirliklerini etkileyen en önemli parametre batarya kapasitesi ve tekrar şarj edilebilme zamanıdır. Dolayısıyla günümüz elektrikli araç araştırma geliştirme çalışmaları bu konu üzerine odaklanmıştır.

Elektrikli otomobillerin popülaritesi her geçen gün artsa da hâlâ önemli sorunları var. Maliyetinin yüksek olması, menzilinin yetersiz olması, şarj süresinin uzun olması en önemli problemleridir. Elektrikli otomobillerin sunduğu yüksek tork, beygir gücü inanılmaz bir performans sağlasa da uzun süre yüksek performansta kullanılmaya elverişli değil.

Türkiye’de elektrikli araç ile ilgili çalışmalara bakacak olursak, karşımıza TOGG çıkmaktadır.  Ülkemizde çok köklü ve başarılı bir otomobil üretim sektörü var. Çok büyük otomobil markalarının Türkiye’de ürettiği otomobiller hem yurt içi hem de yurt dışında satılıyor. İhracata büyük katkı sağlayan otomobil üreticileri yerli parça tedariki yaparak büyük bir ekosistem oluşmasına katkı sağlıyor. Ancak fikri hakları yerli firmalara ait seri üretim bir otomobil üretmek sektörün geleceği açısından önemli görülüyor. Bu çerçevede farklı firma ve kuruluşlar bir araya gelerek Türkiye Otomobil Girişim Grubu’nu yani TOGG’u kurdu. TOGG geçtiğimiz yıl biri SUV diğeri sedan model olmak üzere iki prototip elektrikli otomobil tanıttı. Hem Türkiye pazarında hem de bölge ülkelerinde satılması planlanan elektrikli otomobiller genel olarak olumlu tepkiler aldı.

TOGG 13 yılda yaklaşık 22 milyar liralık bir yatırım öngörüyor. Böylece yıllık 175.000 araç üretecek kapasiteye gelmeyi hedefliyor. Bu süre zarfında dünyadaki elektrikli araç sayısının 200 milyon olacağı tahmini dikkate alınırsa TOGG’un hedefinin ulaşabilir olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’nin sahip olduğu otomobil üretim tecrübesi doğru kullanılırsa gerçekten dünya çapında başarılı olacak bir elektrikli otomobil markası ortaya çıkacaktır.

Kaynakça:

https://www.dunyaenerji.org.tr/elektrikli-araclar/

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/428119

https://egezegen.com/otomotiv/elektrikli-araba-tarihi/

https://bilimteknik.tubitak.gov.tr/system/files/makale/28_elektrikli.pdf

https://tr.wikipedia.org/wiki/Elektrikli_otomobil#Bataryalar

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir