Açık ve Sınırsız

Kayıp Kıta Mu – Meraklı Çocuk

Mu adlı kadim bir kıtanın bir zamanlar var olmuş olabileceği görüşünü James Churchward (1851-1936) ileri sürmüştür. Bir İngiliz subayı olan Churchward, Hindistan’a görevli gönderilmiş ve orada, üzerinde ilginç şekiller bulunan kil tabletler bulmuştu. Bu şekillerin kaynağını ve anlamını araştırmak için Tibet’e giden Churchward, emekli olduktan sonra, Mu kıtası hakkında kitaplar yayınladı. Bu kitaplarda, Mu kıtasının bir zamanlar Pasifik okyanusunda bulunduğunu ve birtakım doğal afetler sonucunda batmış olduğunu ileri sürdü. Onun iddiasına göre, Mu kıtasının batacağını öngörenler dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmışlar ve Asya kıtasında kadim Uygur medeniyeti ile Amerika kıtasında kadim Mayamedeniyetinin kurucuları olmuşlardır. Öncelikle Pasifik okyanusunda kadim dönemde bir kara parçasının bulunup bulunamayacağı sorusuna yanıt arayalım. Genel kanı bir zamanlar tüm karaların bir arada bulundukları ve Pangea adı verilen bir süper kıta oluşturduklarıdır. Bu kıtanın gerçekten bu şekilde olup olmadığı bilinmiyor. Kara parçalarının şimdiki görünüşünden hareketle düşünce boyutunda oluşturulmuş bir çizimdir. Gerçekten de, günümüzde bilinen tüm kıtalar bu görüntüyü destekliyor. Fakat bu süper kıta görüntüsünde bir dengesizlik var. Asya kıtasının güney-doğu bölgesinde boş bir bölge var. Normal olarak süper kıtanın simetrik olarak yayılması ve oval bir yapıda, uzun bir elipse benzemesi beklenir. Acaba, o boş ve eksik gibi görünen bölgede bir zamanlar simetriyi tamamlayan bir kara var mıydı? Bu kara parçasının zamanla, diğer kıtalar gibi, Pangea’dan ayrılıp bağımsız bir ada oluşturmuş olması düşünülemez mi225 Milyon yol önce var olmuş olduğu iddia edilen Pangea kıtasına Mu bölgesi eklendiğinde, simetrik bir görüntü oluşmaktadır. 200 Milyon yıl önce kıtalar birbirlerinden ayrılmaya başladıklarında Mu kıtası da bir bağımsız ada olarak Pasifik okyanusunda yerini almıştı. Ne yazık ki, bugüne kadar Pasifik okyanusunda batık bir kara parçasına rastlanmamıştır. Kanıt eksikliği Mu kıtasını gözden düşürmüş, varlığı hayal ürünü ve gerçekte var olmayan bir hipotez olarak kalmıştır. Churchward’ın iddia ettiğine göre, Mu kıtası 12,000 yıl önce batmış ve oradan dağılan insanlar günümüzün uygarlığını oluşturmuştur. Gerçekten de kadim Mısır, Maya ve Asya kültürleri arasında çarpıcı bazı benzerliklere rastlıyoruz. Gerek kayalara kazılı simgelerde, gerekse mimari yapılarda ortak özelliklerin bulunuşu bize kadim dönemde yaşamış kök bir kültürün var olduğu görüşünü kuvvetlendiriyor.

Mu kıtasından ilk defa bahseden İngiliz subay ve gezgin James Churchward Mu kıtasının bir zamanlar var olup olmamasından bağımsız olarak Asya kıtasında kadim bir kültürün varlığından söz edilebilir. Dünya dilleri incelendiğinde bazı ortak sözlere ve kavramlara rastlıyoruz. Bu bölümün ilk yazısı olan Kök Dil Arayışı ve Türkçe başlıklı yazımda Ural-Altay dil grubunun, Asya, Avrupa ve kuzey Afrika kıtalarında konuşulan dilleri etkilemiş olabileceğinden söz ettim. Ayrıca 40 sayılı Pasifik Dağılımı başlıklı yazımda “Tanrı” sözünün yaygınlığına değinerek, farklı bölgelerde yaşayan insanların yaratıcıyı benzer sözlerle ifade etmelerinin tesadüf olamayacağını belirttim. Paskalya adasındaki çıkık çeneli, ince dudaklı ve uzun kulak memeli insan heykelleri farklı yapıda insanların bir zamanlar adaya gelmiş olabileceklerini düşündürüyor.

Yonaguni‘deki su altı yapılarının Mu’nun kalıntıları olduğu iddia edilmiştir

 Kayıp Kıta Mu’nun Batışı

Meksika’daki Theotihuacan Palenk Mabedi Piramidi’nin duvarına kazınmış bir yazıda Kayıp Kıta Mu’nun batışı şöyle anlatılıyordu:

“6 Kaan yılı Zak ayı II Maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı, 13 Şuen’e kadar devam etti. Mu kıtası felakete kurban gitti.

Mu ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü, üstünü sular kapladı. Toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu. Felaket, 64 Milyon insanın ölümüne sebep oldu.”

Mu, Zak ayının 13. Cuma günü batmıştı. O günden sonra 13 ün insanoğlunun uğursuz rakamı olduğu iddia edilir. Mu’nun izleri Amerika’dan Mısır’a, Orta Asya’dan Mezopatamya’ya kadar yayıldı. Tıpkı varlığı gibi yok oluşu da tüm dünyayı derinden

sarsmıştır.

Churchward’a göre Osiris Mu kıtasında eğitilmiş, Atlantis’te reform yapmış, Atlantisli bir bilge ya da peygamberdir. Öğretisi sonradan “Osiris Dini” adını almış olup Hermes Trismegistus tarafından Mısır’a getirilmiştir. ABD’de “uyuyan peygamber” lakabıyla anılmış Edgar Cayce’in “akaşik okumalar”ına göre, Atlantis gibi Mu kıtasının da batmasına neden olan etken, Atlantisliler’den satanik yol mensuplarının, ellerindeki nükleer güçleri yıkıcı amaçlarla kullanmaları yüzünden yerkabuğunun dengelerini bozmaları olmuştur.

Bizdeki Araştırmalar

Türklerin Tarihi

Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük meraklarından birtanesi Türklerin kökenini ortaya çıkartmaktı ve 1930 yılında Türk Tarih Kurumu kuruldu. Kurum kurulduktan sonra birçok gizem ortaya çıkarılmışsa da Türklerin kökeni hala gizemini koruyordu. 1932 yılında emekli bir general olan Tahsin Bey- sonradan yaptığı araştırmalar üzerine  Mayatepek soyadını alacaktır- Atatürk’ü ziyaret etti. Tahsin Bey Maya dili ile Türk dili arasındaki benzerlikleri Atatürk’e anlatmaya başladı ve James Churchward’ın kendisine bahsettiği Hindistanda bulunan tabletleri anlattı.

Churchward ertesi gün Ankara’ya davet edildi. İki ay sonra Churchward Çankaya’ya gelerek Tahsin Bey ve Atatürk ile bir akşam yemeği yedi. Yemekte Churchward tabletleri nasıl bulduğunu, bu tabletleri çözmek için 50 yılını harcadığını, bu konuda 5 kitap yazdığını ayrıca arkadaşı Amerikalı arkeolog William Nouvo’nun da tabletler bulduğunu, Maya dilinin bu tabletlere dayandığını, tabletlerde ise M.Ö 200 000 ile 70 000 yılları arasında Pasifik’te yer alan Avustralya’dan biraz daha büyük Mu isimli bir kıtadan bahsedildiğini, kıtada yaşayanların yüksek bir medeniyete ulaştıktan sonra sel ya da tufan sonucu kıtanın battığının düşünüldüğünü anlattı.






<!– /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Wingdings; panose-1:5 0 0 0 0 0 0 0 0 0; mso-font-charset:2; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 268435456 0 0 -2147483648 0;} @font-face {font-family:”Cambria Math”; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-536869121 1107305727 33554432 0 415 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-469750017 -1073732485 9 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:””; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:8.0pt; margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:”Calibri”,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:”Times New Roman”; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-family:”Calibri”,sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:”Times New Roman”; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:8.0pt; line-height:107%;} @page WordSection1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.WordSection1 {page:WordSection1;} /* List Definitions */ @list l0 {mso-list-id:1383288889; mso-list-template-ids:-646033986;} @list l0:level1 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:36.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level2 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:72.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level3 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:108.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level4 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:144.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level5 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:180.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level6 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:216.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level7 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:252.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level8 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:288.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} @list l0:level9 {mso-level-number-format:bullet; mso-level-text:; mso-level-tab-stop:324.0pt; mso-level-number-position:left; text-indent:-18.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; font-family:Wingdings;} ol {margin-bottom:0cm;} ul {margin-bottom:0cm;} –>
Bunun üzerine Atatürk, Churchward’ın kendisine hediye ettiği 5 kitabı 60 kişilik bir heyet kurdurarak tercüme edilmesini istedi. Çeviriler bittikten sonra incelemeye başladı. Kayıp Kıta Mu’nun insanlığın anavatanı olduğunu yazan yerin altını çizmiş, Mu’da geçen Tanrı kavramı ile de yakından ilgilenmiştir. Tercümelerde Maya dili de dahil tüm dillerin Mu dilinden türediği belirtiliyordu. Kıtanın batışını anlatan bölümde halkın ‘’ Ya Mu bizi kurtar ‘’ diye bağırdığı yerin altını çizerek Mu’nun aynı zamanda bir ilah adı olduğu sonucuna vardı. Mu dili kökenli özel isim ve sıfatları Öz Türkçe ile karşılaştırıyor, Mu sembollerinin Latin alfabesinde bir karşılığı olup olmadığına bakıyordu.
ısa bir süre sonra Atatürk, Tahsin Bey’i Meksika’ya elçi olarak atamış ayrıca kendisine yüklü miktarda bir araştırma bütçesi tahsis etmiştir. Tahsin Bey’in Meksika’ya varışından sonra Atatürk, Etnografya müzesinden bazı uzmanları Tahsin Bey’in yanına görevli olarak Kayıp Kıta Mu araştırması için gönderdi. Araştırmalar sonuçlandıktan sonra Tahsin Bey araştırma sonuçlarını 3 ciltlik bir kitap haline getirerek belge ve fotoğraflar ile Atatürk’e sundu. Kitaplarda Maya , Aztek ve İnka uygarlıklarının kullandıkları eşyaların Türklerin kullandıkları eşyalara benzerliği öne çıkıyordu. Tüm bu araştırmaların sonucunda Atatürk, bilimsel deliller ile desteklenen bir Türk Tarih Tezi sunmuş ancak kitaplaştırmaya ömrü vefa etmemiştir.
 

Teze göre şu sorulara net cevaplar veriliyordu:
 
Türkler Orta Asya’dan gelmiştir fakat Orta Asya’ya nereden gelmişlerdir?
Türkler’in Amerika kıtasının yerlileri olan İnka, Maya ve Aztekler’le olan tartışmasız benzerlikleri nasıl açıklanabilirdi?
  Dünya Tarihi nerede başlamıştı?
 


Orhun yazıtları ile Maya tabletleri nasıl paralel olabilmektedir?

KAYNAKÇA

http://www.halukberkmen.net/pdf/405.pdf

dergipark.org.tr

wikipedia

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir