Açık ve Sınırsız

MUHTEŞEM KIZLAR ÇETESİ – Hikaye | Nurefşan Altınkaynak

 

5/A sınıfında sessiz bir gündü. “Muhteşem Kızlar Çetesi” üyeleri olan Ceren, Aleyna, Başak, Gökçe, Leyla, Müge ve Defne aslında bakışarak dahi anlaşabilmelerine rağmen derste bir kâğıdı elden ele dolaştırarak anlaşmayı tercih ediyorlardı. Çetenin başkanı olan, pek sabırsız altın sarısı saçlı Başak, o gün parkta buluşacaklarını elindeki küçük kâğıt parçasına yazarken Yasemin Öğretmen Başağı aniden sözlüye kaldırmayı nasıl akıl ettiyse! Dersi dinlemek yerine arkadaşlarına not yazmak onun tercihiydi nasıl olsa. Kızcağıza matematikten sayının karesi ve küpü konusundan sözlü yapılıyordu. Başak çok sabırsız olduğundan arkadaşlarına buluşacaklarını söylemek için teneffüsü bekleyememişti. Yavaşça ayağa kalktı, bütün gözler onun üzerindeydi:

“ 23 ün küpü kaçtır? Peki ya 12’nin karesi” diye sordu bu iki basit soruyla sözlü yapacağını iddia eden öğretmen. Başak cesaretini toplayıp bir cevap vermeyi düşündü. Tam bunu yapacaktı ki teneffüs zili çaldı. Bu zil Başak’a bir kurtuluş zili olmuştu. Kızlarla kantine indi, sözü Aleyna aldı. Çok meraklı bir kişiliği vardı. Işıldayan mavi gözleri ile dikkat çeken, şirin bir kızdı:

“ Zil çalmasaydı hapı yutmuştun, eee dersten seni alıkoyan o kâğıtta ne yazıyor?

“ Size parkta buluşmamız gerektiğini söyleyecektim, fakat ani gelen sorular bunu size iletmemi engelledi”

“ Önemli bir şey mi, derste yeni konuya geçince bunu söylemek istediğine göre öyle olmalı” diye sordu Defne

“ Evet, ekibimizi sarsacak kadar önemli” diye yanıt verdi Başak. Bunun üzerine Gökçe:

“ Niyetin bizi meraktan çatlatmak sanırım anlat hadi”

“ Olmaz onlar her yerde…” dedi Başak tedirgin bir tavırla.

“ Kimler, kimler her yerde” dedi Gökçe

“ Bilmece gibi konuşma”

“ İyice meraklandık şimdi” diye konuşmasını destekledi diğerleri de.

“Burada olmaz okuldan sonra saat 3 te her zamanki yerde” belli ki bahsettiği kişilerin nereye gideceklerini bilmesini istemiyordu. Son bir dersleri kalmıştı, ama Başak yine dersi dinlemiyordu çünkü aklı sabah gördüklerindeydi, Ceren, Aleyna, Gökçe, Leyla, Müge ve Defne’nin de dersi dinliyormuş gibi bir hali yoktu. Hepsi Başak’ın söylediği sözleri düşünüyordu, duydukları tek şey şu sözlerdi: 

“ Onlar her yerde, ekibimizi sarsacak kadar önemli” cümleleri beyinlerinde yankılanıyordu. 1 ders yarım saatti fakat bu yarım saat geçmek bilmiyordu. Saat durmuş gibiydi, en sonunda okulun bitiş zili çaldı. Bizim kızlar çantalarını derste hazırlamış olduğundan, ilk çıkanlar onlardı. Her zaman gittikleri Atatürk parkına gittiler. Kızlar çok meraklanmıştı. Acaba Başak ne anlatacaktı?

Başak önce etrafı kolaçan ettikten sonra, heyecanla anlatmaya başladı:

“ Bu sabah okula gelirken bahçede ağaçların arkasında Nar Tepe Ortaokulundan rakibimiz Süper Kızlar Çetesi’nden Yağmur’u gördüm. Yeni uyandığım için hayal gördüğümü zannettim biraz daha ilerledim. Bekçi kulübesinin orada da Ceyda ve Işıl’ı gördüm. Koşarak okula girdim, diğerlerinin de okulda olabileceğini düşündüğüm için size sabahtan beri bir şey söylemedim. Sanırım amaçları bizim yarışmaya nasıl hazırlandığımızı öğrenip ona göre tak tik geliştirmek” bu yarışma ne mi? İki çetenin katıldığı, çeşitli yeteneklerin sergilendiği, Nar Tepe ve Gül Tepe Ortaokulundan 2 kişinin jüri olduğu, her bir öğrencinin diğer çeteden tek bir öğrenci ile aynı konuda yeteneğini sergilediği bir yarışma. Bu yarışmada jüriler hangisinin daha iyi olduğunu seçmekte, yani oldukça zorlu bir yarışma. Ekibin en sessizi olan kumral saçlı Müge bilgi yarışmasında İrem ile yarışıyor. Başak müzik konusunda Ceyda ile, Defne ise dansta Işıl ile yarışıyor. Leyla Melisa ile illüzyon gösterisi yapıyor, Aleyna kendi yazdığı skeçleri oynayarak Betül’ün karşısına çıkıyor. Gökçe kitap okumayı en çok seven olduğu için Yağmur ile hızlı okuma yarışı yapıyor, karşı takım 1 kişi daha az olduğu için Ceren sadece hakemlik yapabiliyor. Hile yapanları tespit etmek ise onun sorumluluğu. Müge:

“ 2 gün sonra yani Çarşamba günü Defne’nin evinde gerekli malzemelerimizi alıp çalışmaya gideriz olur mu Defne? Ne de olsa odası en büyük olan sensin” giyimine ve takılarına çok dikkat eden güzel, yeşil gözlü Defne’ye o oda anca yetiyordu zaten.

“ Elbette olur, ama önce onların bir daha gelmemeleri için neler yapabileceğimizi bulsak daha iyi olur”

“ Bence onların gelmesini engellemek yerine hiçbir şey öğrenememelerini sağlasak daha iyi olur” diye fikrini öne sürdü Ceren. Yarışma günlerinde hakem, yarışmadan önce antrenör olarak görev yapıyordu esmer kız. Aleyna:

“ O zaman artık sadece onların gelemeyeceğini düşündüğümüz evlerimiz gibi yerlerde buluşup çete hakkında konuşuruz” Çete üyeleri bu öneriyi kabul etti, bir şey söylemeyen tek kişi Başak idi. Gözleri bir yere takılmıştı, sanki bir mıknatıs onu oraya çekiyordu. Kızlar bir şey söylemediler, sadece Başak’ın baktığı yere baktılar ve onlar da bakakaldı. Diğer kızlar çetesi ağacın yanındaki çardakta arkaları dönük kendi çeteleri hakkında konuşuyorlardı. Anlaşmaya göre bir çete diğer çetenin bölgesine kulüp olarak giremiyordu. Yalnızca normal bir birey olarak girebiliyorlardı, aralarında bir sınır vardı. Ay ışığı otelinin sağ tarafı süper kızların, sol tarafı bizim muhteşem kızların bölgesiydi. Sabah zaten casusluk yapmışken şimdi çete olarak gelmeleri kurallara yeterince fazla aykırıydı. Kurallara göre bir çete belirlenen yasaları bozarsa yarışmada 1-0 yenik başlar. 2 kural çiğnedikleri için 2-0 başlayacaklardı. Sessizliği Başak bozdu, bağırarak yanlarına gidip çete kaptanı Ceyda olduğunu düşündüğü arkası dönük kızın yüzünü çevirdi. Çevirmesiyle utançtan kıpkırmızı olması bir oldu. Bu sadece parka arkadaşlarıyla sohbet etmeye gelmiş bir kızdı. Başak defalarca özür diledi. Domates gibi kızarmış halde diğerlerinin yanına döndü. Kızlar olanları uzaktan izlemişlerdi. Ama şuan burada olmasalar bile sabah bir kural çiğnedikleri için 1-0 yenik başlayacaklarını da unutmamışlardı tabii.

Kızlar bugünkü buluşmanın bitmesi gerektiğine karar verdiler. Saat 4 olmuştu eve gidip ödevlere başlama zamanı gelmişti. Kızlar vedalaşıp çantalarını sırtlandılar. Şu çantalar biraz da hafif olsa! Hepsi evlere gitti. Başak eve gitti, ödevleri bitmek üzereydi ki beklenmedik bir şekilde Ceyda onu aradı. Başak telefonu açtı, Ceyda ona Gülnihal şarkısını piyanoyla çalacağını söyledi, sonra onun ne çaldığını sordu. Belli ki okulda bir şey öğrenemediği için böyle bir yöntem deniyordu. Başak ise “söylemem“ deyip telefonu kapattı. Bakalım Muhteşem Kızlar Çetesi’nde sonraki günlerde neler olacak?

Ertesi gün dersler başlamadan önce kızlar Atatürk parkına geldiler. Derslerin başlamasına 45 dakika vardı. Herkes kahvaltısını yapmış, hazırlanmış ve çantalarını sırtlayıp koşarak parka gelmişlerdi. Fakat Gökçe aralarında yoktu. Aleyna hemen onu aradı. Gökçe dün eve giderken aniden bir ışık patlaması görmüştü. Eve gittiğinde bir şeyi yoktu fakat akşam gözlerinde bir sorun oluşmuştu. Tam olarak ne olduğunu bilmiyorlardı. Bu yüzden de sabah annesi onu göz doktoruna götürdüğü için bugün yanlarına gelemeyecekti. Kızlar bu duruma çok üzüldüler sonradan yarışma akıllarına geldi ve üzüntüleri ikiye katlandı. Kitap okuma yarışında başarısız olacaktı. Ama arkadaşlarının sağlığı daha önemliydi. Kızlar kendi aralarında konuşmaya başladı. Ders saati yaklaşmıştı, okula gitmeye hazırlandılar. Gökçe o gün okula gelemedi. Ertesi gün de gelmedi. Kızlar çok meraklanmıştı. Gökçe’nin gelmediği 3. Gün, çete üyeleri bir toplantı yapmaya karar verdiler. Dersler bitince Başak’ın evinde toplandılar. Tam konuya başlayacakken Başak’ın annesi Bahar Hanım yaptığı keki getirdi. Kızlar limonlu kekin yanında limonata içerek biraz keyif yaptılar. Sonra birden bire akıllarına bunun Gökçe’nin en sevdiği kek olduğu akıllarına geldi. Hepsinin lokması boğazına takıldı. Bahar hanım üzüntülerinin nedenini sordu. Kızlar Gökçe’nin 3 gündür ortalarda olmadığını, onun için endişelendiklerini söylediler. Bahar hanım dikkatle kızları dinledi, sonra bir yere bakmaya başladı. Nereye baktığını sorduklarında sadece düşündüğünü söyledi. Sonra ise Gökçe’nin annesi Melike Hanım’ı aradı. Telefonla konuşurken başka bir odaya gitti. Kızlar iyice meraklanmıştı. Bahar hanım kızlara üzücü haberi vermek üzere onların yanına geldi. Nerden başlayacağını bilmiyordu. Bir nefeste söyleyiverdi:

“Kızlar Gökçe o gün doktordan çıktığında aslında okula gelmiş, fakat o günden sonra onu gören olmamış” Kızlar hiç konuşmadılar. Uzun bir sessizlik oldu. Sonrasında Aleyna:

“Onu aramalıyız” dedi.

Kızlar şaşkınlıkla ona baktılar. Ama bunun iyi bir fikir olduğunu düşündüler. Bahar hanım buna izin vermemesine rağmen, kızlar çok ısrar ettiler. Yine izin alamadılar fakat onlar kararlılardı. Herkes evlere dağıldı. Akşamüstü saat beşte herkes çantalarını hazırlayıp, onları ve cesaretlerini yanına alıp parkta buluştular. 

“Öncelikle bir ipucu bulmaya çalışmalıyız” dedi, Leyla.

“Evet, öyle” dedi Başak. Öncelikle başına ne gelebilmiş olacağını düşündüler.

“Belki de kaybolmuştur”

“Belki kaza geçirmiştir”

“Ya da… kaçırıldıysa”

Bu fikir kızların nutkunun tutulmasına neden oldu. Ama her ihtimali göze almalıydılar. Kızlar şehrin bir haritasını aldılar. Bu haritadan eğer kaçırıldıysa nerede olabileceğini düşündüler. Defne:

“Eski depoda olabilir mi?”

“Okulun bodrumu terk edilmiş gibi bir yer, acaba orada olabilir mi”

“Ben Gül sitesinde olduğunu düşünüyorum, orada kaçırılmış insan haberleri sık sık oluyor” dedi Başak. Aslında ilk önce kaçırılma ihtimalinden başladılar. Diğerlerini de düşüneceklerdi.

 

Fikirlerini paylaştıktan sonra evlere dağıldılar. Ertesi gün Cumartesi idi. Kızlar bisikletlerini alıp eski depoya geldiler. Her yeri arayıp tararlar fakat Gökçe veya herhangi birisi yoktu. Oradan çıkıp okula gittiler. Depoya indiler ama kilitliydi. Sonrasında ise Gül sitesine yola çıktılar. Güvenliğe birkaç soru sordular ve güvenlik kamerası görüntülerine bakmayı da ihmal etmediler. Buradan da bir şey çıkmamıştı. Kızlar 2 gün boyunca akıllarına gelen her yere baktılar. Çok endişeliydiler. Pazartesi son 2 ders boştu. Bugün de arama yapacaklardı. Okuldan en son onlar çıktı. 10 dakika kadar aralarında konuşmuşlardı. Tam gidecekken bir ses duydular. Ne dediği tam anlaşılmıyordu ama Gökçe’nin sesine benziyordu. Sesin geldiği yöne doğru gittiler. Bu kez ses daha net duyuldu. Bu kesinlikle Gökçe idi! Kızlar koşarak uzaklaştılar. Park okula yakın olduğundan oraya gittiler. İlk önce bir sessizlik oldu. Sonra Başak kafasında bütün parçaları birleştirdi ve konuşmaya başladı:

“O gün depo kilitliydi, çünkü Gökçe orada tutuluyordu”

“İyi ama kimseye fark ettirmeden nasıl Gökçe’yi oraya götürdü”

“Maalesef onu ben de bulamadım. Bizim az önce duyduğumuz ses onun sesiydi bu konuda hemfikiriz. Yani Gökçe kaçırılmış ve o depoya götürülmüş”

“Bence hemen polise haber verelim”

“Ama ondan önce ailemiz söylemeliyiz bu konuyu onlar halletmeli” diye de Müge’nin sözüne karşılık verdi. Kızlar 15 dakika kadar sonra evlerine gelmişlerdi. Ailelerine durumu haber verdiler ve ertesi gün polis okula geldi. Okula bir baskın yaptı ve içeride Gökçe ile onun yanında bir adam gördüler. Adam 30 yaşlarındaydı. Polisler hemen o adamı aldılar ve polis arabasına götürdüler. Gökçe kurtarılmıştı. Ailesinden önce arkadaşları ona sarıldı. Gökçe başından geçen her şeyi anlattı. Göz doktoruna gittiği gün annesi onu okulun yakınına bırakmıştı. Gökçe de okula giderken birden ağzı büyük bir elle kapanmıştı. Gökçe bayılmıştı. Uyandığında nerede olduğunu tam olarak bilmiyordu. Ama biricik arkadaşları sayesinde kurtulmuştu. Aradan 3 gün geçmişti. Adam tutuklanmış, kızlar kavuşmuştu. Ama yarışma hala devam ediyordu kızlar bir alanda başarısız olsalar bile katılmaya kararlıydılar. O sırada Atatürk Parkı’na diğer kızlar geldi. Ceyda:

“Olanları haberlerde gördük, böyle bir olaydan sonra sizinle yarışmamız pek de iyi olmaz. Arkadaşlarımla konuştum ve sizinle aramızda olan bu rekabetin son bulması gerektiğini düşündük. Eğer siz de isterseniz, sizinle rakip değil dost olmak isteriz” Kızlardan bir uğultu yükseldi. Sonra hepsi diğerlerinin boynuna atlayıp sarıldılar. O günden sonra hep beraber oynayıp, 2 çete değil 1 çete olarak ve aynı zamanda bir çocuk kaçırılma olayını çözmüş kızlar olarak etrafta tanındılar…

 

                                                                ~SON~

 

                                                            

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir