Açık ve Sınırsız

SATRANÇ – AHMET TURAN T.

      Milattan Önce 2000’li yıllarda satrancın ilk kez Mısır’da  oynandığına dair bulgular piramitlerdeki kabartma ve çizimlerde bulunmaktadır. Satranç, MS 6. Yüzyılda Hindistan’da ortaya çıktığına dair yazılı bilgiler mevcuttur. Oyunun bugünkü adını alması, MS 3.–4. yüzyıllarda Hindistan’da, oyuna ÇATURANGA denmesi ile başlar. Daha sonra satranç İran’a, onlardan Araplara, Endülüslüler sayesinde de İspanya üzerinden Avrupa’ya yayılmıştır. Arap ve Avrupa el yazması kitaplardan sonra, İspanyol Lucena’nın ilk basılı satranç kitabında (1497) satrancın o zamanki yeni kuralları açıklandı. Ayrıca bu oyun Çin’de, Mezopotamya’da ve Anadolu’da oynanmaktaydı.
       Milattan sonra 10. yüzyıla gelindiğinde satranç Asya, Ortadoğu ve Avrupa’ya kadar yayılmıştı. 15. yüzyıldan itibaren Avrupa’da soylular tarafından çok popüler bir oyun haline geldiğinden halk tarafından “kraliyet oyunu” olarak anılmaya başlanmıştır. Kurallar ve dizilişler zaman içerisinde birçok değişiklikler gösterdi ve 19. yy’ da bugünkü standart halini aldı. 19. yüzyıl sonlarında satrancın büyük yıldızları belirdi: Anderssen, Morphy, Rubinstein ve Steinitz. 1850’lerden başlayarak, güçlü oyuncuların katıldığı turnuvalar yapıldı. Sonunda, 1886’da o zamanın en kuvvetli iki satranç oyuncusu arasında, ilk dünya satranç şampiyonluk karşılaşması oynandı: Steinitz ve Zukertort. Steinitz bu maçı, 10 galibiyet, 5 beraberlik ve 5 yenilgi alarak kazandı. Avrupa’da 20. yüzyıl başlangıcı ile birlikte toplumun entelektüel üst tabakaları arasında sevilen ve oynanan bir oyun haline geldi. Böylece ünü yayıldı ve dünyanın en popüler oyunlarından biri oldu.
İlk resmi dünya satranç şampiyonu Wilhelm Steinitz‘dir. Steinitz aynı zamanda, satrancı sistematik oynama kavramının da babasıdır. Steinitz’in teorisinin başlangıç noktası “Satrançta konumun özelliklerine uygun bir plan yaparak oynamak” tır. Konumun Özellikleri konusundaki görüş ve çalışmaları, modern satranç oyununun temelleri olmuştur.
     1924’te Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) kurulmuştur. Bilgisayarların icadı ile birlikte 20. yüzyılın sonunda iyi satranç oynayabilen satranç programları piyasaya çıkmıştır. Bu programlardan bazıları günümüzde dünya şampiyonları seviyesinde oynayabilmektedirler. Hafızalara yer etmiş olan en iyi örnek Garri Kasparov ile Deep Blue (IBM) arasında oynanmış olan satranç maçlarıdır.
Dünya Satranç Şampiyonu: Magnus Carlsen (30 Kasım 1990) Norveçli satranç büyük ustası. FIDE sıralamasında 1. sıradadır ve günümüzün klasik, hızlı ve yıldırım satranç şampiyonudur. En yüksek FIDE ELO’su 2882’dir ve bu derece bir rekordur. Carlsen Popüler kültürde Satrancın Mozart’ı(The Mozart of Chess) olarak adlandırılır.

 

Satranç Hikâyesi | Efsanesi

     Bir rivayete göre kralın biri emri altındakilerden bir oyun yapmalarını ister ve yaptıkları bu oyunun sıradan olmamasını bir ders verir nitelikte olmasını istediğini de ekler. Bunun üzerine kralın vezirlerinden biri satrancı icat ederek kralın huzuruna çıkar. Niyeti bu oyunla krala adamları olmadan tek başına bir hiç olduğu ve onlarsız hiçbir iş yapamayacağını anlatmaktır. Kral bu oyunu ve vezirin bu yaklaşımını çok beğenir ve dile benden ne dilersen diyerek veziri ödüllendirmek ister. Vezir hâlâ kralın alması gereken dersi almadığını düşünerek sadece bir miktar buğday istediğini belirtir ancak bunu satranç tahtasındaki 1. Kareye 1 buğday, 2. Kareye 2 buğday, 3. Kareye 4 buğday… Şeklinde bir sonraki karede bir önceki karenin içindeki buğday tanesi sayısının iki katı olacak şekilde istediğini belirtir. Kendisi gibi ulu ve zengin bir kraldan böyle ucuz bir istekte bulunduğu için sinirlenir ve hesaplayın bir tek tane dâhi fazla vermeyin der. Adamları hesaplamaya başlarlar ilk karelerde sorun yoktur 1,2,4,8,16,256… derken son kareye ulaştıklarında bu işin şakasının olmadığını vezirin istediği buğday miktarının günümüz ülkemizin binlerce yıllık buğday üretimine denk geldiğini anlarlar ve sonuçta kral gereken dersi almıştır.

Türkiye’de Satranç Tarihi

      Ülkemizde de satrancın tarihi oldukça eskidir. Kütüphanelerimizde 1500 yıllarında satranç üzerine yazılmış el yazması kitaplar vardır. Bu kitapların en önemlisi, Kanuni Sultan Süleyman devrinde Seferihisarlı İsmail Şaban tarafından derlenmiş el yazmasıdır. Bu eserde, satrancın yararları ve kişiye verdiği hazdan söz edilmekte, satrancın bir tarihçesi de yer almaktadır. Bu konudaki en önemli belgelerden bir diğeri de 1680 yıllarında Kahire Mevlevihane’si Şeyhi Vanlı Dede’nin, zamanın Mısır Valisi Abdurrahman Paşa’ya gönderdiği yazılardır. Yine 1672 yıllarında Sultan Ahmet III tarafından Polonya hükümdarına gönderilen satranç takımı da, Türklerin her dönemde satranca meraklı olduğunu kanıtlamaktadır.
       Cumhuriyetten sonra satranç, askeri okullarımızda bir spor dersi olarak görülmektedir. Türkiye de asıl satranç çalışmaları 1936 yılında Ankara’da, 1943 yılında İstanbul’da satranç kulüplerinin kurulmasıyla resmiyet kazanmıştır. 1954 yılında da Türkiye Satranç Federasyonu kuruldu. Federasyonumuz, 1962 yılında kısa adı FIDE olan Uluslararası Satranç Federasyonu’na bağlandı. Yurdumuzda satranç milli bir spor olarak benimsenmektedir.

                         

Satrancın Yararları

·         Kötü alışkanlıklar edinilmesine engel olur. 
·         Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini kavratır. 
·         Süratli, doğru  ve çabuk düşünebilmeye yardımcı olur, olaylara doğru yorumlarla  yaklaşabilme yeteneklerini geliştirir.
·         Kişiliği ve karekteri olumlu yönde etkiler ve geliştirir.
·         “Kendine güven” duygusu aşılar ve bunu geliştirir.
·         Kendi güç ve yeteneklerini daha iyi tanıyarak,  bireysel güç ve yetenekleri açığa çıkarmaya ve bireysel doğru kararlar alabilmeye yardımcı olur.
·         Dikkatini tek konu üzerinde yoğunlaştırabilme alışkanlığı kazandırır. 
·         Diğer ders konularının daha iyi anlaşılıp kavramasına  yardımcı olur. Bilimselliği ön plana alarak araştırmalar yapmaya yönlendirir.
·         Konulara karşı şüpheci yaklaşımı benimsetir, onları ezberci zihniyetten arındırır.
·         Kişileri düşünen, araştıran, yargılayan varlıklar haline getirir ve  yaratıcılıklarında özgür bırakan bir ortam hazırlar.
·         Başarıya ancak ve ancak sistemli ve disiplinli bir çalışmayla varılabileceğini gösterir.
·         Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benimsetir.
·         Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir.
·         Başarılardan büyük hazlar duyarak daha da başarılı olmaya yönlendirir.
·         Yepyeni hedefler göstererek bu yeni hedefler doğrultusunda motivasyon sağlar.
·         Kişilerin olumsuz bir yönünü, eksikliğini, veya bir davranış bozukluğunu hızlıca ortaya çıkarır. 
·         Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir.
·         Yakın dostluklar kurup daha çok sosyalleşmeye ve sosyal yaşamının zenginleşmesine yardımcı olur.
·         Satrancın yararlarını gösteren bütün bu maddeler, Milli Eğitimin de temel amaçlarındandır, Türk Milli  Eğitimi’nin  öğrenciler tarafından kazanılmasını istediği temel davranışlardır. Bu kadar pozitif etkisi olan bir araç kesinlikle bir ‘EĞİTİM ARACI’dır. Yeryüzünde başka hiçbir araç, bu kadar olumlu davranışların hepsini birden bireylere kazandıramaz! 
SATRANÇ NASIL OYNANIR?
     8×8 karelerden oluşan tahtada 64 kare bulunur.  Oyuna her zaman beyaz taraf başlamaktadır. Satranç oyunu iki kişi ile oynanır ve her oyuncunun 16 taşı vardır. Toplamda 32 taştan oluşur. Taşların dizilişinde piyonlar ön sırada yer almakla birlikte diğer taşlar sağdan sola kale, at, fil, vezir, şah, fil, at ve kale şeklinde sıralanır. 
Piyon: Satranç oyunundaki en zayıf taştır. Piyonun hareket yönü her zaman ileridir. Her hamlede ancak bir kare ileri gidebilirler. Ancak çapraz karede rakibin bir taşı var ise onu alabilmek için çapraz kareye geçerler. Piyon taşı geriye hamle yapamaz. Satranç oyununda bu özelliği taşıyan tek taştır.
At:  At, ilerlerken “L” çizerek ilerler. Atı diğer taşlardan ayıran bir özelliği daha vardır. At, diğer taşların üstünden atlayabilmektedir.
Fil: Bu taş oyun sırasında çapraz ilerleyebilir.
Kale: Satranç oyunundaki değerli taşlardan biridir. Kale; ileri, geri, sağa ve sola istediği kadar gidebilir.
Vezir: Satranç oyunundaki şahtan sonraki en değerli taştır. Vezir; ileri, geri, sağa, sola ve çapraza istediği kadar ilerleyebilir. 
Şah: Satranç oyununda tartışmasız en önemli taştır. Şah yenildiğinde oyun kaybedilir. Şah etrafındaki karelerden birine tek kare ilerleyebilir.
Kaynakça:
·         https://tr.wikipedia.org/

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir